ÇEVİRİ | Küçük ve marjinal çiftçiler tarım yasasını neden protesto ediyor?

“Bu yasaları hazırlarken hiç kimse çiftçi örgütleriyle tartışmadı. Topraksız tarım işçileri uzun zamandır tarımda asgari ücret için bir yasa talep etmekteydi. Bu hiçbir zaman dikkate alınmadı”

Açıklama: Hindistan’da köylüler, Eylül ayında başlayan, Kasım ayı sonundan itibaren ülkenin tüm eyaletlerinden yürüyerek başkent Delhi’ye ulaşmasıyla devam eden, yakın tarihin en büyük köylü eylemlerinden birini gerçekleştirmekte.

Köylülerin amaçları, tarımsal sübvansiyonların, taban fiyatı belirlenmesinin kaldırılmasını içeren, köylüleri “sözleşmeli çiftçiliğe” mahkum edecek olan “tarım reformu” kapsamında yaşama  geçirilmeye çalışılan yasal düzenlemelerin tamamen geri çekilmesi. Hindistan’da sivil toplum kuruluşları için çalışan Parijat Ghosh ve Dibyendu Chaudhuri’nin yasanın getirdiklerine ve köylülerin kaygılarına/taleplerine ilişkin yazdıkları bu yazı, https://en.gaonconnection.com/ sitesinde yayınlandı.

Pencap, Haryana, Uttar Pradesh, Rajasthan ve diğer eyaletlerden binlerce çiftçi, yeni tarım yasasını protesto etmek için Delhi’deler. Ülkenin hemen hemen tüm çiftçi örgütlenmeleri de yeni yasayı protesto ediyor. Çiftçiler bu gaddar yasa geri çekilinceye kadar Delhi’den ayrılmayacaklarını söylüyor. Köylüler toplumun diğer kesimlerinden de destek alıyorlar ve geniş bir halk kesimi sosyal medya üzerinden çiftçilerle dayanışmalarını ifade etti.

Diğer yandan hükümet, muhalif partilerin çiftçilerin aklını çeldiğini ve gerçekte yeni yasanın onların çıkarına olduğunu iddia ediyor, yeni tarım yasasının küçük ve marjinal çiftçiler için faydalı olacağını söylüyor. Ancak gerçekte, (bu yasayla birlikte sistem dışı bırakılacak olan –çn) Tarımsal Ürün Pazarı Komitesi (APMC) pazar alanları ve Asgari Destek Bedeli (MSP), Hindistan’daki köylü topluluğunun neredeyse yüzde 85’ini oluşturan kesime koruma sağlıyordu.

Peki gerçekte ülkemiz köylü toplumunun neredeyse yüzde 85’ini oluşturan küçük ve marjinal çiftçilerin kurumu nedir? İki hektardan (beş acre) daha az toprağa sahip olan çiftçilere küçük köylü, bir hektardan (iki buçuk acre) daha az toprağa sahip olanlara ise marjinal çiftçi deniyor. Bununla birlikte Hindistan’da tüm çiftçilerin yüzde, aşağı yukarı 65’ini oluşturan marjinal çiftçilerin toprak varlığı ortalama bir acre’den (0.4 hektar) daha az ve küçük çiftçilerinki ise yaklaşık üç acre’dir (1.21 hektar).

Bir acre’lik toprağa sahip olmak ne demektir? Çeltik yetiştirme alanlarını örnek olarak alalım. Hindistan’da ortalama çeltik verimi acre başına 1.000 kg’dır. Kaliteli pirincin öğütme oranı yüzde 65-70’dir, bu da işlendikten sonra bir acre araziden 670 kg öğütülmüş pirinç elde edileceği anlamına gelir.

Pirincin tek temel gıda maddesi olduğu Hindistan kırsalındaki beş kişilik bir ailede, günde ortalama pirinç tüketimi iki kg’dır. Yani, bir ailenin kendi tüketimi için yılda yaklaşık 730 kg öğütülmüş pirince ihtiyacı vardır. Bunun dışında kırsal alanlarda demirci, berber, çoban ve benzerlerine aynî ödeme yapılır –pirinç yetiştirme alanlarında bu aynî ödeme aracı çeltiktir. Yani, ülkedeki marjinal çiftçiler kendi tüketimleri için bile yeterli gıda yetiştirememektedir.

Orta Hindistan plato bölgesinde, çeltikte ortalama üretkenlik çok daha düşüktür –acre başına yaklaşık 800 kg. Orada, küçük çiftçiler bile tüm yıl boyunca ailelerini doyuracak kadar pirinç üretemiyorlar. Bu çiftçilerin arazilerinin çoğu sulanmıyor ve ikinci bir ürün de yetiştiremiyorlar.

Bu çiftçilerin yüzde doksanı sadece gıda sağlamak için daha fazla tahıl satın alıyor, ancak aynı zamanda ürettiklerinin bir kısmını yiyecek ve diğer temel ihtiyaçları satın almak için nakit para karşılığında satıyorlar. Hükümet tarafından açıklanan Asgari Destek Bedeli (MSP) ve hükümetin tedarik sistemi, bu çiftçilerin çeltik ve buğday gibi ürünler için makul bir fiyattan satışına yardımcı oldu.

Aksi takdirde, hasattan hemen sonra piyasa fiyatı o kadar düşer ki, çiftçiler üretim maliyetine denk düşen fiyatı dahi alamazlar. Pazar böyle işler –birçok insan aynı ürünü büyük miktarlarda satmak istediğinde, fiyatlar düşer. Çiftçilerin çoğunluğu yoksulluk sınırının altına düşer ve çok sübvansiyonlu bir oranda Kamu Dağıtım Sistemi’nden (PDS) gıda tahılları (çeltik ve buğday) alırlar. Bu çiftçilerin çoğu Yoksulluk Sınırının Altında (BPL) kategorisine giriyor ve yüksek sübvansiyonlu fiyatla Kamu Dağıtım Sistemi’nden (PDS) tahıl (çeltik veya buğday) alıyor. Bu nedenle, MSP ve hükümetin tedarik sistemi sayesinde, çeltik veya buğdayı daha yüksek bir fiyata satıyorlar ve daha sonra, öncelikli hane olarak görüldükleri için aynı şekilde PDS’den yüksek sübvansiyonlu fiyat elde ediyorlar(…)

Birlik hükümeti, bu yasanın tarım sektörünü serbestleştireceğini iddia ediyor. Tarımsal büyüme son birkaç on yıldır durgunluk içinde, ve düzenleyici yasaların kaldırılması anlamına gelen liberalleştirme sektörün büyümesini artıracak. Örneğin, tüm ürünlerin değişimi herhangi bir pazar ücreti ödemeden, Tarımsal Ürün Pazar Komitesi (APMC) pazarlarının dışında gerçekleşeceğinden, alıcılar arasında rekabet olacak ve çiftçiler mahsulleri için mümkün olan en iyi fiyatı alacaklar. Tarımsal ürünlerin ticareti için yerel girişimciler ortaya çıkabilecek. Şirketler modern teknolojilerle birlikte geleceği ve çiftçiler garantili gelir elde edeceği için sözleşmeli çiftçilik, köylülerin üretim riskini minimalize edecek.

Bununla beraber, bu yasaların çiftçileri pratikte nasıl etkileyeceğine ve bu yasaların neden geri çekilmesini istediklerine bakalım.

Çiftçiler ne öngörüyor?

Asgari Destek Bedeli (MSP) hiçbir zaman yasal olmadı. Birlik hükümeti, ülke çapında 23 ürün için MSP’yi duyurular yoluyla açıkladı. Yeni yasa da MSP’yi ortadan kaldırmıyor. Bununla birlikte bu yasa, herhangi bir düzenleyici çerçeve olmaksızın, alıcıların, Tarımsal Ürün Pazar Komitesi’nin pazar alanları dışında ürün satın almak için doğrudan köylülerle iletişime geçmesine izin veriyor. Bu durumda, MSP’nin yasa haline getirilmesi gerekirdi, ki bu şekilde çiftçinin pazarlık gücü güçlendirilebilsin. Bu şekilde, MSP, pazarlığın başlayacağı yerden standart bir fiyat belirleyebilirdi. MSP ile ilgili herhangi bir yasanın olmadığı koşullarda çiftçilerin daha fazla zarara uğrama olasılığı yüksektir.

Küçük ve marjinal çiftçiler sözleşmeli tarıma girerlerse, bunun yaşamları üzerinde iki büyük etkisi olacak. Birincisi, çiftçilerin mahsul seçimi onlara altı ila dokuz aylık yiyecek, yem, yakıt ve hatta ilaç veriyor. Sözleşmeli çiftçilikte ise mahsul seçimi, pazardaki talebe bakan şirketler tarafından yapılacaktır. Çiftçi bir ailenin ihtiyaçlarıyla ilgilenmemektedirler. Bu, ekonomik olarak yoksul çiftçileri daha savunmasız hale getirecektir.

İkincisi, kapitalizmin işleri öncekinden de düşük kalifiye düzeyinde organize etme eğilimi vardır. Bu sürece vasıfsızlaştırma denir. Bu, fabrikalarda bant sistemi eklenerek veya iş bölümü ile yapılır. Tarımda ise çiftçinin tohum, ilaç ve gübre gibi girdiler çiftçilerin kontrolünden alınıp şirketlere verilerek, tarımsal uygulamaları kontrol altına almaları sağlanarak yapılır.

Bu süreç, çiftçilerin kendi bilgi ve becerilerini kullanamamalarına neden olur. Aksine tohum veya böcek ilacı paketlerinin etiketlerinde yazılanları takip ederler. Sözleşmeli tarım, çiftçileri daha da vasıfsızlaştıracak –her şey şirketler tarafından kontrol edilecek ve çiftçiler işçiye dönüştürülecektir. Aşama aşama, tarım uygulamaları üzerinde hiçbir kontrol sahibi olmadıkları bir köyde yaşama ilgisini kaybederek göç etmeye çalışacaklar –bilgili, yetenekli çiftçiler gittikçe güç duygusunu da yitirecekler. Bir aşamada, tüm küçük ve marjinal toprak parçaları da birkaç şirketin eline geçecek.

Çeltik, patates ve soğan gibi tarımsal mahsuller artık temel ürün olarak görülmeyecek ve bu ürünlerin stoklanması konusunda bir sınırlama olmayacaktır. Çeltik, patates, soğan ve diğer gıda maddelerinin fiyatı, kentlere göç etmiş çiftçilerin satın alamayacağı ölçüde artacaktır.

Pencap ve Haryanalı çiftçiler neden protestoların en ön saflarında?

Pencap ve Haryana’daki başlıca mahsuller, APMC pazarları aracılığıyla satılıyor. Çiftçiler garantili bir fiyat alır, arhtiyaslar (aracı) komisyonlarını alır ve eyalet hükümeti bu işlemlerden önemli miktarda gelir elde eder. Yeni yasalar nedeniyle, eyalet hükümetleri toplam gelirlerinin yüzde 13’ünü; çiftçilerle uzun süredir ilişkileri olan ve mahsul kredisi dağıtıp geri alım garantisi veren arhtiyalar komisyonlarını kaybedecek.

Çiftçiler, eyalet hükümeti artık gelir elde edemeyeceği için MSP’deki tedarik sisteminin kaldırılacağından endişe ediyorlar. Çiftçiler, arhtiyaların aksine, onları mahsul üretiminde desteklemeyecek, daha ziyade APMC pazar alanının dışında sömüren şirketlerin insafına kalacak.

Bu yasaları kim istiyor?

Kesinlikle, çiftçiler değil! Bu yasaları hazırlarken hiç kimse çiftçi örgütleriyle tartışmadı. Topraksız tarım işçileri uzun zamandır tarımda asgari ücret için bir yasa talep etmekteydi. Bu hiçbir zaman dikkate alınmadı. Şu anda sahip olduğumuz şey, büyük olasılıkla küçük ve marjinal çiftçileri daha da savunmasız hale getirecek olan bir dizi yasa. Bu yasalar, mevcut yasa koyucularımızın ülkemizin ilerlemesini istedikleri yönü gösteriyor. Ve bu yön, küçük ve marjinal çiftçilerin çıkarına aykırı bir şekilde, şirketlerin tarımsal üretim ve ticarete girmesi için daha fazla özgürlük içermektedir.

Source: ÇEVİRİ | Küçük ve marjinal çiftçiler tarım yasasını neden protesto ediyor? – Özgür Gelecek (ozgurgelecek18.net)

  • 863